NEREDEN ÇIKTI BU “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK” ?

Sizlere bu yazıyı güneşli bir Eskişehir gününden hazırlıyorum. Sorun ise şubat ayında 18 °C hava ile adeta yazdan kalma bir günü yaşarken hava durumu tahminlerinde 2 gün sonrası için kar beklenmesi. Aklıma ilk olarak gelen, hepimizin yıllardır aşina olduğu ve hayattaki tüm çevresel problemlerin sebebi saydığı “küresel ısınma”. Bu kavramın yarattığı olumsuz sonuçlar hayatımızdaki pek çok konuyu etkilediği gibi tasarım dünyasına da yön vermeye başladı. Günümüz tasarımlarında doğayı ve etkileşimli olarak insan hayatını ön planda tutan çözümlerle karşılaşıyoruz. Dünya daha sürdürülebilir bir yere doğru giderken bireyler olarak bizlere de sorumluluk düştüğünü ara ara unutuyoruz. Peki, “sürdürülebilirlik” kavramı son dönemde sizlerin de dikkatini çekti mi?

Bu yazımızda 40 yılı aşkın süredir bilinen bu kavramın ortaya çıkışından beri neden en çok konuşulduğu dönemde olduğumuza değineceğiz. 

Sanayi devrimiyle birlikte buharlı makinelere geçildi, ardından çeşitli sanayi kolları arttı, dünyanın plansız ve hızlı bir şekilde büyümesiyle nüfusta da hızlı bir artış yaşandı. Buna paralel olarak doğal kaynakların azalmaya başlamasıyla yenilenemeyen enerji ve malzemelerin kullanılıp üretilmesi; beraberinde küresel ısınma, çevre kirliliği gibi doğa ve insanlığı tehdit eden sorunlar ortaya çıktı. 

Tüm bunlar olurken sürdürülebilirlik kavramı ilk kez 1972 yılında Club of Rome tarafından yayımlanan Büyümenin Sırları 2 adlı raporda kullanıldı. Bu kavram daha sonra 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından da ele alındı. Bu komisyonun Brundtland Raporu’na göre; sürdürülebilir kalkınma, “bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma” olarak tanımlandı.

Sanayi devriminin başlarında kısıtlı imkânlar dâhilinde kısıtlı üretimler yapıldı. Zaman geçtikçe ve teknoloji ilerledikçe imkânlar çoğaldı ve üretim günden güne artmaya başladı. Artan üretimin getirdiği en büyük sorunlardan biri de tüketimin artması oldu. Üretimin artması iyi bir şey gibi gözükse de ihtiyaç fazlası üretimin beraberinde getirdiği ihtiyaç fazlası tüketimin doğaya, doğal kaynaklara ve insanlığa ne kadar zarar verdiğini açıkça görüyoruz.

Sürdürülebilirlik kavramı, bilinçli tüketicilerin artması ve çevresel problemlerin hayatımızı günden güne daha da olumsuz yönde etkilemesiyle ön plana çıktı. Hem üretim sürecine duyarlılığın artması hem de ihtiyaç fazlası tüketimin, durmasa bile, en azından azalması ile gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya sunmak ümidiyle iyi tasarım kadar sürdürülebilirliğin de herkes için olması gerektiğine inanıyor ve “herkes için tasarım” mottomuza bir de bu pencereden bakıyoruz.